Pazartesi, Ekim 23, 2017

Ufaklığın Şartı

Nohut
Yemeklerini yediler gülerek, şakalar yaparak birbirlerine. Sofrayı kızlar topladı birlikte. Ufaklık oyuna gitti hemen sokağa. Elinden gelse her çocuk gibi sokaktan gelmeyecekti. Akıllarına geldi babalarının aldıkları ve kızlardan büyük olanı aldı geldi anasının kucağına bıraktı. Anası bilirdi ne yapılacağını çünkü.
                Ufaklığın dışarıya çıkmasından yararlanarak anası konuşmaya başladı kocasına bakarak sevecen gözlerle.

Pazar, Ekim 22, 2017

Aile Yumağı Nedir?

Aile

Aile Yumağı

                Hiç akıllara gelmemiştir bile belki, yeni çarşaf, nevresim ve yastık yüzü takılmış mis gibi kokan yatakta yatmanın ne demek olduğunu düşünmek.  Hani bazen öyle olur ki başkalarına gayet normal olan bazılarına adeta ulaşılmazdır ya işte o cinsten bir şey belki de.
                Yastık, yorgan var ama nevresim ve çarşaflar oldukça yıpranmış parçalanmış haldeydi, nasıl edip ne yaptıysa kimse bilmeden, elinde çıkageldi sevinçli bir suratla “aldım, aldım” diyordu karşısında çocukların. Çocuklar da şaşkın ve sevinçli görünüyorlardı babalarının karşısında.

Perşembe, Ekim 19, 2017

Kitap-Kafka-Bütün-Öyküler-01

OKUDUM

                Okuduğum kitaplardan birini daha tanıtmaya çalışacağım bu yazımda.

KAFKA-ÖYKÜLER:

"Kafka-Öyküler-01"

(Bütün Öyküler-01)

                                Yazar: Franz Kafka,
                               Çeviri: Göksu Birol,
                                Yayıncı: Yason yayınları,
                                Türü: Hikâye,
                          Sayfa sayısı: 289


Daha öncelerinde Kafka’dan parça hikayeler okuduğumu çat pat hatırlıyor gibiyim ama böyle derli toplu bir kitap okumadığımı kesin hatırlıyorum.
            Özellikle kendim yazma denemelerine başladığımda okumak isteği duymuştum çünkü yazma denemelerine başlayınca okuma alışkanlığım ve okuduğumu anlama şeklim değişmeye başladı; çok açık bir biçimde fark etmeye başladım bu farkı. Önceleri kitabın akışına kaptırıyordum kendimi ve gidiyordum sonuna kadar dümdüz; kitaplarda işlenen konuya okuduktan sonra genel bakıp geçiyordum kendi bakış açıma göre. Özellikle yazarların kelimelerle nasıl oynadığını ve onlarla toplu güreşe girdiklerini hiç mi hiç fark etmiyordum ve fark etmemiştim.

Çarşamba, Ekim 18, 2017

Pazar Gözlemim-26-Küçük Çocuğun Yaptığı


"Çok acıkan çocuk"

“Çok Acıkmış da!”

                Ben beklerken 4-5 yaşlarında bir erkek çocuğu geldi, saca doğru korkusuzca eğilerek pişen pideye bakarken “aman yavrum yanacaksın, dikkat et olur mu? Hani annen yok mu yanında senin?” diye sordu. Yalnızca kadının yüzüne bakan çocuk, hiçbir şey demeden dönüp gitti. Bu arada bir bayan daha geldi sipariş verdi, başka bir adam daha derken benim siparişler hazırlandı. Ücretimi daha öncesinden ödedim.

Salı, Ekim 17, 2017

Pazar Gözlemim-26-Sıkı Para Politikası

               
sac-pidesi
İkindi vakti Pazar pazarında dolaşıyorum fiyatlar hakkında bilgi edinmek için. Fiyatlar genellikle akşam vaktine doğru düşmeye başlar hızlı biçimde. Almak istediğim çok fazla bir ihtiyacım yok ama yine de dolaşmak hoşuma gider pazarları. Bir canlılık vardır Pazar yerlerinde, hayatın akışını hissederim oralarda.
                İnsanların yaşam kavgaları yansır Pazar yerlerine ve yaşamın ta kendisidir Pazar yerleri benim açımdan. Acizlikler, çaresizlikler, sevinçler, üzüntüler kısaca insana ait ne kadar çeşitlilikte hal ve hareket varsa yansımalarını görebilmek mümkün olur her zaman.

Pazartesi, Ekim 16, 2017

Fatma'nın Okey Partileri

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”

BÖLÜM-27

KIZIM BİTMİYOR MU DAHA BU OYUN?

KAŞIK
Okey karesi

         “Anne bir çay daha versene bana lütfen” dedikten sonra okeyi dışarıya atarak kahkaha atmaya başladı, sayı tablosuna bakarak “arkadaşlar bu sefer benden kaçmaz bu parti” diyerek mutfak tarafına baktı sinirli tavırla. Gelen giden yoktu.  Taşlar karıştırılmaya başlandı ve dizilmeye geçtikleri sırada ilk beş adet okey taşını dizdikten sonra tekrar baktı ama gelen giden yoktu hala.
            “Anne ben fikrimi değiştirdim, meşrubat olsun, meyve suyu” diye seslendi. Diğerleri de meyve suyu istediklerini söylediler. “Vallahi şekerim bugün çok şanslısın sen hayrola bu işlerde epeyce ustalaştın” dedi Fatma'nın sağında oturan sarışın uzun saçlı kadın. Oldukça bakımlı bir hali vardı. Ağzı kulaklarına varıyordu gülümsemek için kendini zorlarken.

Pazar, Ekim 15, 2017

Yusuf Okumaya başlayacak mı?

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”

BÖLÜM-26

YUSUF’UN OKUMA HEVESİ

KAŞIK
"Kızgın"

        Nasıl bir insanlıkmış bu ya? Diye sordu kendisine defalarca. Her soruda yumruklarını sıkıyordu bilmeden. Veysel’in odaya geldiğinde yumrukları sımsıkıydı hala. “Ne o oğlum beni mi yumruklayacaksın, nedir alıp veremediğin benimle?” dedi Yusuf’a gülümseyerek.
                “Ne yumruğu ne alıp veremediği, sen ne diyorsun kanka?” dedi Yusuf şaşırarak Veysel’e. “Şu ellerine bir baksana sen” deyince Veysel, ellerine baktı bir an Yusuf ve sımsıkı olduklarını ve mosmor renklerini görünce birden açtı avuçlarını. Anlamıştı ne demek istediğini Veysel’in.
                “Ulan böyle insanlık mı olur be arkadaş? 

Cumartesi, Ekim 14, 2017

Yusuf Hastaneye Nasıl Girdi?

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”

BÖLÜM-25

YUSUF’UN GELİŞİ

KAŞIK
"Hüsnü Beye Çiçek"

                Yusuf çıkageldi elinde yiyecek, içecek ve çiçekle. Heyecanlı görünüyordu, biraz da terli. Epeyce uğraşmışa benziyordu. Koridora çıktığında Veysel’in odasını sordu görevliye. İşaret ederek gösterdi odanın yerini. Konuşmasının bitmesini beklemeden koşturarak ilerledi odanın kapısına doğru.
                Odanın kapısından “vay benim kardeşiiim, gelmiş geçmiş olsun” diyerek ilerledi yanına doğru. Bir anda elindekileri ne yapacağını şaşırarak ellerindekilere bakıp sonra koydu sehpanın üzerine. “Yiyecekler sizin, çiçek Hüsnü Amcaya” dedi ve Veysel’e sarıldı hasretle. “Özlemişim yahu, özletme bu kadar kendini bir daha” diyerek güldü.

Cuma, Ekim 13, 2017

Kaşık-24-Ana-Oğul Sohbeti

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”

BÖLÜM-24

ANA-OĞUL SOHBETİ

KAŞIK
"Ana-Oğul sohbeti"

                “İnşallah anacığım inşallah. Allah o günleri gösterir bize değil mi?” dedi Veysel lokmasını ağzına alırken.
                “Oğlum sakın unutma, can bedende sağ oldukça çok su akar bu derelerden. Suyun sesini dinle sen. Huzurunu kaçırıp da kendine eziyet etme hiçbir zaman. Bu beden hesabını sorar sonra sana.
         Bak gözünün önünde örnek işte kayın pederin. Vücuduna yüklendi adam yıllardır o da iflas etmek üzere artık.

Perşembe, Ekim 12, 2017

Kaşık-23-Hüsnü Bey Neden Ağladı?

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”

BÖLÜM-23

HÜSNÜ BEY AĞLAMIŞ

KAŞIK
"Anlatılamayanlar"

Hüsnü bey ağlamış, belli oluyordu halinden her ne kadar belli etmek istemese de. Kızarmıştı gözleri.
İçi yanıyordu çok susamıştı ama içinin yanması başka şeylerdendi biliyordu bunu kendisi de dünürü de. Şu işe bak ne oldum dememeli ne olacağım demeli diye boşuna dememişler.
                Yeme, yedirmeye çalış, varını yoğunu, ömrünü önlerine koy. Evim ocağım, yuvam de, işte yuvan al başına çal Hüsnü. Keşke ölseydin de bu günlere gelmeseydin, gözlerin görmeseydi bu hallerini.

Çarşamba, Ekim 11, 2017

Kaşık-22-HÜSNÜ BEY’İN DURUMU

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”

BÖLÜM-22

HÜSNÜ BEY’İN DURUMU

KAŞIK
"Hüsnü Bey odasında"


 “Şu koridordan yürüyün sağdaki beşinci odada yatıyor, oda numarası 305 efendim, geçmiş olsun, hastamız gayet iyi.” Dedi gülümseyerek bayan. Genç 30 yaşlarında kısa sarı saçlı bir bayandı ve ayaktaydı söylerken. Sultan bir anda yakaladı kadının kafasını ve her iki yanağından da öptü, iş bittiğinde kendisi de şaşırmıştı yaptığına ve karşısındaki genç sarışın bayan şaşkın ama ağzı kulaklarında memnun görünüyordu şaşkınlığını hemen atmıştı. “Sağ ol kızım, Allah ne muradın varsa versin inşallah. Bundan iyisi can sağlığı. Bugün aldığım en güzel haber bu, sağ ol yavrum, sağ ol” dedi ve birden dönerek koşturmaya başladı gücü yettiğince. Görenlerde şaşırmıştı. Olanı gençler halt ederdi yanında.

Salı, Ekim 10, 2017

BEYİNSİZ BEDENİM VE BEN!

             
Harita
  Her ne kadar görmezlikten gelsem de gözüme batıyor karanlık. “Dur be bekle” diyorum çok zaman.  Artık öyle bir hal aldı ki gözlerim bile “gör” demeye başladılar.

                Bütün dünya görmezden gelip görmezken ben görmeli miyim?

                Ne tuhaf! Bir yanım “gör” diyor, diğer yanım “görme, ettiklerini bulsunlar “diyor.
            Hangisine uyayım, uymalı mıyım ya da?
          Bir yangın varsa orta yer de, bir gün mutlaka bana da ulaşacaktır söndürülmezse eğer.

Kaşık-21-Hüsnü Bey Öldü mü?

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”

BÖLÜM-21

HÜSNÜ BEY’İN DURUMUNU ÖĞRENECEK SULTAN

KAŞIK
"Hüsnü Bey ameliyattan çıktı mı?"

                Esmer hemşirenin gösterdiği bankoya doğru hızlı adımlarla yaklaştı korkuyla karışık. İçinde bir tuhaflık vardı. Sormak istiyordu öğrenmek için dünürünün durumunu ama korkuyordu da diğer taraftan. Ya öldü derlerse! Ne yapardı o zaman. Adamcağız elinden geldiği kadar dizginliyordu karısıyla kızını, yoksa bugüne kadar olanlar olurdu zaten. Ağzından kem söz de çıkmamıştı hiç. Hep dünürüm, oğlum, kızım diye konuşuyordu. O karısına bile son olay haricinde ağır bir şey söylememişti başkalarının yanında.

Pazartesi, Ekim 09, 2017

Kaşık-20-Hüsnü Bey'in Hayali

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”

BÖLÜM-20

HÜSNÜ BEY’İN HAYALİ

KAŞIK
"Tenha koridorlar"

                Sultan hastaneye vardığında herkes dağılmış ortalık tenhalaşmıştı. Neydi o gündüz hali, anacık babacık günü gibi, herkeste bir koşturmaca bir telaş.
               Herkes bir can kurtaracakmış gibi koşturuyordu. Kolay iş değil şu hastane işleri de kendi dertleri yokmuş gibi insanlar bir de başkalarının dertleriyle uğraşıyorlar. Kendi dertlerini unutuyorlardır her halde, ya da sabah gelince dolaplardan birine kilitleyip sen bekle burada diye tembihliyorlar akşam giderken de elinden tutup çıkarıyorlar galiba. Başka nasıl baş edebilirler ki.

Kaşık-19-Sultan'ın Telaşı

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”

BÖLÜM-19

SULTAN’IN TELAŞI

KAŞIK
"Bahçe kapısı"

                Neredeyse geçmek üzereydi mahalle durağını otobüs, camdan gördüğü kişiler takıldı gözüne. Dikkatlice baktığında farkına vardı mahallesine geldiğinin. Telaşla kalktı bağırmaya başladı “İnecek var, inecek var” diye. Etrafındakiler de şaşırdı bu duruma ve bir şey olmuşçasına herkes başını çevirdi arkaya doğru.
                Hele ki fark etmişti gelindiğini tam da zamanında yetişti arka kapıya. Durakta indi ama kalbi küt küt vuruyordu göğsünün sol yanını.
               Etrafına bakındı kaş altından ve evine doğru yöneldi hızlı adımlarla. Bir telaş vardı üzerinde. Kimseler görsün istemiyordu kendisini nedense. Bir anlam veremedi bu duygusuna ve yürümeye devam etti kendinden emin adımlarla.
         Daha sıkı basmaya özen gösteriyordu, dik yürümeye çalışıyordu. Kimseler zayıflığını fark etmesin, güçlü duruşunu sergilemek istiyordu bütün yaşamı boyunca yaptığı gibi.

Pazar, Ekim 08, 2017

Kaşık-18-Otobüsteki Kız

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”

BÖLÜM-18

OTOBÜSTEKİ KIZ

KAŞIK

                Sultan tekrar odaya geldiğinde Veysel uyanıktı. Uyanık olduğunu görünce rahatladığını hissetti bir anda kendisini “oğlum refakatçi ben kalacağım yanında” dedi gülümseyerek, tıpkı çocukluğunda hasta olduğu zamanlardaki gibi hayalinde canlandı. Neydi o günler, unutulup gitmişlerdi, ateşler içinde yanıp tutuştuğu günlerdi. Sıska zayıf vücudu nasıl da direnmişti hastalıklara geceler boyunca. Gözüne bir damlacık bile uykular gelmemişti hiç.
                Ellerinin içine aldığı Veysel’in yüzü gülüyordu anasına bakarak. “Ah anam benim, fedakâr, cefakâr anam. Sen varken bana bir şeycikler olmaz hiç korkma sen olur mu? Keşke yapmasaydın desem de faydası olmayacak biliyorum, iyi etmişsin diyeyim de sen de rahatla bari” dedi ve boşta olan elini koydu Sultan’ın yanağındaki elinin üstüne.

Cumartesi, Ekim 07, 2017

Kaşık-17-Veysel'in Refakatçisi

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”
BÖLÜM-17

VEYSEL’İN REFAKATÇİSİ

"Hüsnü Bey bayıldı"
KAŞIK

                Veysel tedirgin oldu yattığı yerde, ne olup bittiğini koridordan gelen gürültülerden anlamaya çalışıyordu ancak bir netlik yoktu söylentilerde. Öyle olsa da tahmin etmişti Hüsnü Bey olduğunu. Yatağından doğrulmaya çalıştı ama yapamadı.
            Yorgunluğu henüz üzerinden atamayan Veysel, başını yastığına yaslayarak uyumaya çalıştı, biraz uyusam rahatlayıp dinleneceğim diye düşünüyordu, kafasının içinde dolaşıp duran düşüncelerden de kurtulurdu belki de. Umutla yumdu gözlerini.

Cuma, Ekim 06, 2017

Perşembe, Ekim 05, 2017

Yalnızlık bu kadar mı güzeldir!-1/2

           
"Yalnız"
           Yalnızlık bu kadar mı güzel olur dedim ilk defa ömrümde. Bir düşünün isterseniz, koskoca bir dünya ve içinde siz tek başınıza. Ne bir sinek ne bir gürültü var çevrenizde, ıpıssız ortam. Bir tek kendinizlesiniz. Ancak bu kadar rahatlığa rağmen içiniz o kadar kalabalıktır ki sanki bütün geçmişiniz içinizden bağrışıyordur var güçleriyle avaz avaz. Çook uzaktan geliyor gibidir sesleri aslına bakılırsa fazla rahatsız etmezler sizi. İçlerinden bazı sesler vardır ki sızlatır yüreğinizin bir parçasını isteseniz de istemeseniz de elinde değildir bir şey yapmak, susturamazsınız yüreğinizin o köşesini. Nasıl da işgal etmiş o köşeyi, bir türlü kopmaz yerinden. Boşa çaba harcamayın bence, dinleyeceksiniz arka fondan.

Çarşamba, Ekim 04, 2017

Eskilerden Şarkılar


Yön-Yöntem

"Yön-Yöntem"
Herkese çok kolay gelen ve günlük periyodik yaşamın içinde olup bitenler bazen o kadar zor işler gibi görünüyor ki: başkalarına açılsan şaşırıp ya “manyaklaşmış, kafayı yemiş” derler içlerinden, burun kıvırıp yollarına devam ederler ya da bolca akıl vermeye kalkarlar gülerek, küçümseyerek.
Durumunun farkındadır insan aslında ama bir türlü harekete geçemez, korkar kıpırdamaktan.

Dünyanın Anası Ölmüş mü?

"Dünya'nın Anası Ölmüş mü?"
Acı var mı acı?

Salı, Ekim 03, 2017

Duyguların Analizi-2/2

Sana bir şey daha söyleyeyim mi, ister misin?

"Yüzleşme"
Dost acı söyler derler bilirsin. Ben senin her ne kadar acımasız bir düşmanın olsam da yine de sana en yakın ve her zaman seninle birlikte olan kişiyim.
Sen kendine bile acımıyorsun. Öyle değil mi? İyi düşün, acıman var mı zerre kadar kendine?
Acıman olsa bu kadar yüklenmezsin bu ete kemiğe. Bu et ve kemik her zaman lazım sana, onlarında ihtiyaç duyduğu şeyler var ayakta kalabilmeleri için, seni de ayakta tutmaları için.

Ümmüşen-Gönül Geçmiyor


Ümmüşen-Düş Vurgunu


Hasret


Ümmüşen - Sezenler Olmuş

Görsel: Youtube

Pazartesi, Ekim 02, 2017

Duyguların Analizi-1/2

         
"Karşı karşıya bakmak"
  “Etrafta bir sürü gürültü varken sessizlik çekmek, bir o kadar da hareket ve kalabalık varken hareketsiz, yalnız kalmak. Nasıl bir duygu mu? Anlatması zor, hissediliyor sadece, aynı durumda olan bütün yalnızlar da aynısını yapıyordur eminim.”
            Duygularını anlamaya çalışıyor derin iç çekişlerle kısık sesli televizyona yoğunlaşmaya çalışıyordu üçlü koltukta sırt üstü uzanmış haliyle. İçindeki gürültüye karşın şaşırtıcı bir sakinlik hissetti bir an ve şaşırdı böyle huzuru uzun zamanlardır hiç hissetmediğini fark etti, gözleri doldu istemeden. Sevinç mi yoksa üzüntü mü anlayamıyordu.
            Neden, neden? Diye soruyor fakat bir sürü neden düşünmüş ve teslimiyeti kabullenmiş olmasını değerlendiriyor, her değerlendirmesinde fikir ve kararları değişiyordu sürekli.

Pazar, Ekim 01, 2017

Pazar Gözlemim-25-Cıvata ve İnsan

            İnsan değişir mi? Değişiyor mu?
Cıvata

                Sordum kendi kendime, uzanmış TV seyrederken. TV de Avustralya da yapılmış olan değişik tarzlarda  evleri seyrederken.
                İnsanların değişmesi yaşam süreleri içinde pek olası gibi görünmedi bana. Kolay da değil gibi geliyor, üzerinde düşününce.
                Bu durumu anlatabilmek için nasıl bir örnek seçebilirim diye düşündüm bir süre.                  “Cıvata, cıvatalar” geldi aklıma birden. Cıvatalardan yapılmış heykeller canlandı gözlerimin önünde.
             Evet, evet cıvata ve cıvatalardan yapılmış heykeller.

Cumartesi, Eylül 30, 2017

Mühendislik Anılarım-Ustanın İntikamı

İntikam İlacı
"İntikam İlacı"

               Bunu duyan usta talip olmuş yardıma. Kayınının bulunduğu ekibe kahvaltıyı o dağıtmaya karar vermiş. 
         Şantiyede nereden baksanız 200 veya fazlası çalışan vardı. Bizim usta müshil ilacını suyun ve çorbanın içine koyup veriyor servisleri. Kendisi de aceleyle içiyor çorbasını şantiyeden kalkan ilk servisle ayrılıyor ekibiyle beraber.

Cuma, Eylül 29, 2017

Mühendislik Anılarım-Şaka

Şaka

                Yoğun bir çalışma temposu içindeydik kalabalık ekiplerle. Kanalizasyon, yağmursuyu ve içme suyu inşaatının aynı anda imalatı yapılmak üzere planlanmıştı bütün çalışmalar. Ancak alışkanlıkların tek tek imalat üzerine olması şartları zorluyordu bazı idareci ve uygulamacıları. Ekipler içinde de farklı anlayışlar vardı bu konuda. Özellikle kişisel öne çıkma ve kendini kabul ettirme çabaları at koşturuyordu ortalıkta. Bu yüzden ekipler arasında farklılıklar oluşmuştu.

Perşembe, Eylül 28, 2017

Pazar Gözlemim-24-Gelişmeler İyi mi, Kötü mü?

İyi mi, kötü mü?
Patlama

            İşte bu nedenle datalar -veriler- sürekli kaydedildiğinde ve gerekli alanlarda lazım olduğu her saniye içinde çağrılarak kullanılabilir duruma gelmiştir artık. Bilgisayarlarla bu durumu sağlamış durumda insanoğlu. Kendi mucizesini yaratmıştır kısacası. Bu mucize bizi insanoğlu olarak nereye götürebileceği şimdiden net olarak kestirilebilir değil ama olumluya doğru götürmesi umuduyla yola devam ediyoruz deneye yanıla.

Çarşamba, Eylül 27, 2017

Pazar Gözlemim-24-DATAİZM NEDİR?

DATAİZM
"Data işleme"

        “Dataizm” kelimesini duymuşsunuzdur çoğunuz eminim, duymayanlarınız da duyanlardan öğrensin veya “home deus” kitabını okuyun isterseniz.
   Okuduğunuzda çok fazla yadırgamadan anlayacaksınız. Ben de daha öncelerinde ara sıra cılız seslerden duymuştum ancak çok dikkatli okumamışım veya “data” kelimesinden yola çıkarak kendime göre bir kavram oluşturmuştum aklımda.

            Kafamda oluşturduğum anlam içerik olarak benzer ama geleceğin dini olma konusunda hiç düşünmemiştim. Ne zaman “homo deus” kitabını okudum tam anlamıyla kavradım.

Salı, Eylül 26, 2017

Kitap-homo deus

OKUDUM

                Okuduğum kitaplardan birini daha tanıtmaya çalışacağım bu yazımda.
"Kitap- homo deus"

HOMO DEUS:

(Yarının kısa bir tarihi)

                                Yazar: YUVAL NOAH HARARI,
                               Çeviri: Poyzan Nur Taneli,
                                Yayıncı: Kolektif yayınları,
                                Türü: Bilimsel,
Baskı:
1.       Baskı -Aralık-2016              
Sayfa sayısı: 453


İnsan’ı, yaşamı ve toplumu, toplum içinde insan yaşamını ve gelişen dünyayı, değişen dünyayı, bilimsel verilerin ışığında anlamak isteyenler için bir okunması gereken nice kitaplardan birisi daha karşınızda. İnsan’ın aydınlık ve karanlık yanları ele alınan bir kitap okuyacaksınız.

Pazartesi, Eylül 25, 2017

Kaşık-16-VEYSEL’İN KARISI ZİYARETİNE GELECEK Mİ?

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”
BÖLÜM-16

VEYSEL’İN KARISI ZİYARETİNE GELECEK Mİ?
"Veysel'in iş arkadaşlarından"

KAŞIK

                Veysel normal odaya alındığında tam da kendine gelmemişti henüz, narkozun etkisi vardı üzerinde. Anasını gördü önce karşısında, silik görüyordu suratını, gözlerini tam geçemedi. Anası ellerinin içine almıştı suratını, sıcaklığını hissediyordu ellerinin, kokusunu da aldı burnu.
“Yavrum, kuzum neler oldu, ne yaptın sen? Gelmiş geçmiş olsun, hafif atlatmışız öyle dediler” deyip sarıldı oğlunun boynuna. Ağladığını hissettirmek istemedi kimseye Sultan, bir süre kaldıktan sonra ayrıldı yanakları ana oğulun.
“Sakin ol anam, büyütülecek bir şey yok. Oldu bir kere, olacaklar öleceği çare bulunmaz derler, buna da şükür. Allah beterinden saklasın.” Dedi Veysel, dili dolaşarak, anasının elinden tutmuştu bir eliyle. İçerisi kalabalıklaşmaya başladı kısa sürede.

Salı, Eylül 19, 2017

Kaşık-15-Veysel'in İş Kazası

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”
BÖLÜM-15

VEYSEL’İN İŞ KAZASI

KAŞIK
"Veysel'in ameliyatı"

            Veysel’in dünyası simsiyah olmuştu son zamanlarda ne yapmalı ne yapmamalı bir türlü net bir şekilde karar veremiyordu; sersem tavuklar gibiydi. Ayakta dolanıyor ama nereye gittiğini bilemiyordu. Bütün umutları yıkılıp bitmek üzereydi. Kendini salıvermemeliydi ama nasıl olacaktı bu iş onu da bilmiyordu artık.

Pazartesi, Eylül 18, 2017

İstenilen Reklamlar Sitemize Nasıl yönlendirilir?- 5/5

"Yerleşim Önerileri"

Reklam Seçimi nasıl Yapılır? Görsellerle anlatım-4/5'in devamı...

İstenilen Reklamlar Sitemize Nasıl yönlendirilir?”  

Yukarıda link verilen yazımda söz konusu olan konuları görsellerle destekleyerek yayınlamak istediğimi yazmıştım.

Cumartesi, Eylül 16, 2017

Pazar Gözlemim-23-Yazmak mutlu işi mi, mutsuz işi midir?

Hakkâri, İlerisi Yok Gari!
Yazmak

                Durup dururken şimdi, nereden geldi bunlar aklıma? Durup dururken dedim ama sözün gelişiydi canım, öyle de durup dururken gelmediler biliyorum! 😊
                Belli bir süredir kafamın içinde kırk tilki gibi dolaşıp duruyorlardı ama kuyrukları birbirine değmiyorlardı. 

Anket-Reklamlardan Rahatsız mısınız?


"Reklamlardan Rahatsız mısınız?"

ANKET

YERLEŞİK REKLAMLARDAN, RAHATSIZ OLUYOR MUSUNUZ? 

SİZİ RAHATSIZ EDEN HANGİSİ VEYA HANGİLERİDİR?


1-Ana sayfa başlık altı.

Reklam Seçimi nasıl Yapılır? Görsellerle anlatım-4/5

"Reklam seçimi"

Reklam Seçimi nasıl Yapılır? Görsellerle anlatım-3/5'in devamı...


İstenilen Reklamlar Sitemize Nasıl yönlendirilir? 

Yukarıda link verilen yazımda söz konusu olan konuları görsellerle destekleyerek yayınlamak istediğimi yazmıştım.

Cuma, Eylül 15, 2017

Reklam Seçimi nasıl Yapılır? Görsellerle anlatım. 3/5

Reklam Seçimi nasıl Yapılır? Görsellerle anlatım.
"Reklam seçimi"

İstenilen Reklamlar Sitemize Nasıl yönlendirilir?” 


 Yazımda söz konusu olan konuları görsellerle destekleyerek yayınlamak istediğimi yazmıştım.



Bölüm 2/5'in devamıdır.

Perşembe, Eylül 14, 2017

Reklam Seçimi nasıl Yapılır? Görsellerle anlatım.

"Reklam seçimi"

             E-posta’dan reklam seçimlerim ve bir Foreks sitesi ile benim sitemdeki reklam benzerliklerini görsellerle destekleyerek anlatmaya çalışacağım bu yazımda.

İstenilen Reklamlar Sitemize Nasıl yönlendirilir? Yazımda söz konusu olan konuları görsellerle destekleyerek yayınlamak istediğimi yazmıştım.

Çarşamba, Eylül 13, 2017

Deneyim, İstenilen Reklamlar Sitemize Nasıl yönlendirilir?

Yalan ve Kandırmacaya Dayalı Ticaret

                Böyle bir başlık seçmek bazılarımıza pek uygun gelmeyen bir ifade olabilir, haklı da olabilirsiniz ancak maalesef böyle yürüyor bu işler dünyanın her yerinde. Pazarlığın olduğu her şeyde de vardır kandırmak.

                Hani Amerikan filmlerinde görmüşsünüzdür bazen, tütün veya alkol ile sığır derisi değiştirirlerdi Kızılderililer ile. Kızılderililer alkolün veya tütünün kalitesinden çok mu anlıyorlardı sanki. Ya silahın kalitesinden? Ama Amerikalılar derinin kalitesinden anlıyorlardı mutlaka. O nedenle çok kazanç da sağlıyorlardı eminim.

Salı, Eylül 12, 2017

Pazar Gözlemim-22-Küfürler ve Düşündürdükleri

Küfürler ve Düşündürdükleri

                Küfür dilini hiç düşünen oldu mu acaba?  Ben öyle isimlendiriyorum kendimce, küfür bir dildir ve bir tür ifade şeklidir. Neler anlatır mı diyorsunuz? Dilim döndüğünce anlatmaya çalışayım düşündüklerimi. Çoğu kişiye anormal gelebilirler. Eksantrik bir bakıştır.
                Genel ağırlık cinsel argüman kullanılarak yapılan küfürlerdir. Genellikle de erkeklerin yaptığı bir küfür şekli gibi görünür ama kadınların da geri kalır yanı yoktur erkeklerden.  Bir kavga veya kızgınlık anında kullanılan bu küfür “A… a koymak” veya “…. S…mek, s...mak” gibi çeşitliliklerde kullanılır, öyle ki: kültürel seviyeye bile bakmadan normal sohbet ortamlarında da olağan kullanılmaktadırlar. Olağan diyorum çünkü: bulunulan ortamdaki insanlar -bayan, erkek- sürekli duydukları için yadırgamazlar artık. Ancak dışarıdan olan birisi yadırgar ve ilk anda şaşkınlık yaşar. Belli bir süre aynı veya benzer ortamlarda bulunursa dili bile alışabilir de bulaşıcıdır çünkü.

Pazartesi, Eylül 11, 2017

Demokrasi ve Seçim Halüsinasyonu

SEÇİM VE YÖNETİM
"Seç Birini-Kırk katır mı, kırk satır mı?"

    Bu ne turşu, bu ne lahana şimdi?  diyeceksiniz biliyorum.

  Bu yazı aslında çok öncelerinden kaleme alınmıştı ama o zamanlar ortam oldukça sıcaktı ve yayınlamaya cesaret edemedim, insanlardan bazıları alınır, darılır, kalbi kırılır diye.
      Şimdi havalar da soğumaya başladı, önümüz kış, ufukta sisli bulutlar görünmeye başladı, zamanıdır diye düşünerek, baştan üç paragraf ekleyerek küçük bir düzeltmeyle yayınlamayı uygun buldum. Ne yapalım, düşünmeden olmuyor be kardeşlik! Eğrisiyle, doğrusuyla azıyla, çoğuyla işte böyle bendeki uçuşanlar. :) 

Pazar, Eylül 10, 2017

En Yakınındaki Psikopat Olabilir, Dikkat!-PSİKOPATLAR

OKUDUM

                Okuduğum kitaplardan birini daha tanıtmaya çalışacağım bu yazımda.

OLAĞAN PSİKOPATLAR:

"Olağan Psikopatlar"

(ERMİŞLER, CANİLER VE SERİ KATİLLERDEN HAYAT DERSLERİ)

                                Yazar: Kevin DUTTON,
                               Çeviri: Cem DURAN,
                                Yayıncı: Domingo,
                                Türü: Bilimsel, Psikoloji,
Baskı:
                     1.       Baskı -Şubat 2013               
               8. Kasım 2016
         Sayfa sayısı: 280
  
İnsan’ı, yaşamı ve toplumu, toplum içinde insan yaşamını anlamak isteyenler için bir okunması gereken nice kitaplardan birisi daha karşınızda. İnsan’ın aydınlık ve karanlık yanlarının ele alındığı bir kitap okuyacaksınız.

“Zihin, neresi olmak isterse orasıdır; kendi içinde cehennemi cennete, cenneti de cehenneme dönüştürebilir.” -JOHN MILTON-KAYIP CENNET (1667)-1. KİTAP, DİZE 254-5

Cumartesi, Eylül 09, 2017

Saçmalamak için yazmak, denediniz mi hiç?

SAÇMALAMAK İÇİN YAZMAYA BAŞLADIM, NE ÇIKACAK BAKALIM?

            Bu yazımı sakın okuyayım demeyin çünkü saçmalamak için yazmaya başladım, kafamı boşaltmak ve odaklanmamı sağlayabilmek için yazmaya çalıştım. Fazla düşünmeden, sebep sonuç değerlendirmesi yapmadan yazılan bir yazıdır.

Cuma, Eylül 08, 2017

KAŞIK-14-VEYSEL’İN ÇARE ARAYIŞI



“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”
BÖLÜM-14

VEYSEL’İN ÇARE ARAYIŞI


Veysel'in Anası
KAŞIK

                Fatma dediklerini yaptı, evde ne yemek ne kahvaltı ne de başka işler yapıyordu. Suratı da beş karış asık olurdu her zaman.  Sultan ile de araları tamamen açılmaya başlamıştı ama Sultan ses çıkarmıyordu hiçbir şeye. Tek düşündüğü oğluydu, bir de kendisinin sebep olacağı rahatsızlıklar yaratmak istemiyordu.
                Ev misafirhaneye dönmüştü bir süredir. Herkes sabah evden çıkılıyor, akşamleyin de yatmaya geliniyordu, nereye varır bu işin sonu? diye de düşünmeden yapamıyordu. Böyle bir şey ne duymuş ne de görmüştü hayatında. Yaşamı boyunca evinin düzeninden ve huzurundan sorumlu tutmuştu kendini. Anlayabildiği veya anlayabileceği şeyler değildi yaşananlar.

Perşembe, Eylül 07, 2017

Yavrunuz Kaçırılsa Ne Hissedersiniz? -13 /13

Oğlum, Seni Biri Kaçırsa, Biz Ne Yaparız?

"Ocakta, otlu pide pişiren kadın" 
Babam da geldi, akşam yemeği için sofra kuruldu, benden küçük kardeşim kafesin başında palazların sesini taklit ederek onların ses çıkarmasını sağlayıp onlar ses çıkardıkça seviniyordu kendi kendine. Onun için güzel bir oyundu bu durum.
Yemeklerimizi yedik. Sofra toplanınca ocağın başına geçerek oturdu anam ve babam, birbirlerine bakıp duruyorlardı, sanki bir konuda anlaşmaya çalışıyorlardı gözleriyle konuşarak. Sesleri çıkmadı bir süre, kâh birbirlerine bakarak kâh ocağın içindeki alevlerin dalgalanışına bakarak.
Tam da yatmaya hazırlanıyordum ki anam:

Çarşamba, Eylül 06, 2017

Yavrunuz Kaçırılsa Ne Hissedersiniz? -12 /13

"Toplanan Çekirgeler"

Göyneğime Kavuştum

Biraz daha çekirge topladık birlikte ve otlardan tohum da topladık kafesin içine attık. Güneş batmaya yakınlaşmıştı artık gitme vaktiydi köye.
Eve geldim, ineği evin önüne getirince ahırın kapısını açıverdim ve koşturarak merdivenleri tırmandım, anam beni görünce telaşımdan şaşırdı “Hayrola olum, atlı mı var arkanda, ne bu telaşın?” dedi.
Üstümün çıplaklığını fark edince de iyice telaşlanıp meraklandı: “Kavga mı ettin sen biriyle, de bakem bana?” diyerek işini bırakıp yanıma geldi.
“Yok ana yok, kavga falan yok, palazlara kafes altı arıyorum sadece” dedim ve bezleri karıştırmaya başladım acele acele. Yan tarafımdaki kafesi de yeni gördü anam, “cık cık” etmişti palazlar içinde. “Amanııııın, palaz mı duttun sen?” dedi bana bakarak. 

Salı, Eylül 05, 2017

Yavrunuz Kaçırılsa Ne Hissedersiniz? - 11/13

"Kız çığlık atar"

Kızın Anası ve Nineleri Geldi

Kız kalkmış yerinden ve gidip kapıyı açmış merak içinde. 
Karşısında Anası ve ninelerini görünce, bir çığlık atmış elinde olmayarak. Oturanlar çok telaşlanmışlar bu çığlıktan ve oğlan fırlamış yerinden kapıya doğru.
Kız gördüklerine inanamamış önce, yanına gelen oğlana söylemiş, onu tanıştırmış annesi ve nineleriyle. Hep birlikte gelip oturmuşlar masaya.

Pazartesi, Eylül 04, 2017

Yavrunuz Kaçırılsa Ne Hissedersiniz? -10 /13

"Kır çiçeklerinden bir demet"

Bir Demet Kır Çiçeği

Birlikte tekrar binmişler arabaya ve eve varmışlar. Arka koltuktaki çiçek demetini alan adam merdivenlere yönelince kız görünmüş merdiven başında. 
Gözleri ışıl ışıl olmuş, elindeki demeti görünce. Hemen inmiş merdivenlerden aşağıya ve her ikisinin de ellerinden öperek “hoş geldiniz” demiş ve çiçek demetini almış gülümseyerek.
Evde bir telaş varmış bu arada, ne olduğunu anlamaya çalışıyormuş kızın babası ama kimse de bir şey söylememiş o sormayınca.

Pazar, Eylül 03, 2017

Yavrunuz Kaçırılsa Ne Hissedersiniz? -9 /13

"İki evin kıymetlisi olan kayıp kız"

Kayıp Kızın Kıymeti

Karşısında bir babanın durumunu gören adamın içi sızlamış, boynunu buruk görünce, durumu yumuşatmaya çalışmış: “Şaka şaka, benimki de laf mı canım, siz bakmayın benim dediklerime. Elbette sevdik şirin, tatlı kızı. Bizim de kızımız vardı, biricikti o da bizim için. Daha beş yaşına varmadan, amansız bir hastalık aldı onu elimizden, ne dersiniz takdiri ilahi işte, yanıp yanıp kül olmuştuk yıllarca, hanım hastalandı o sürede ve bir daha toparlayamadı. Taa ki kızımıza kavuşana kadar, kendi kızımız bildik, bağrımıza bastık. Alıştık da kısa sürede, kaynaştık iyice. Bizim bir parçamız oldu biz de onun bir parçası olduk, yüreğimize su serptik son yıllarda.”