AKAN ZAMAN

Kişisel blog, akan zamandaki yaşam izlerinden derlenen özgün içerikler; hikaye, şiir, anı, gözlem, yorum, sitem, alınan dersler olarak yansır gün yüzüne.

Pazar, Mart 05, 2017

Adı Hasret, Soyadı da Hasret.

""

Hasret

Ah be çocuk!
Neler ettin sen bana.
Koçum geliyor aklıma
Seni her duyuşumda.
Senin gibiydi
O da.
Ne dur bilirdi
Ne de durak.
Dünya kazan
O kepçe;
İnerdi gökler yere.
Güreşirdik,
Kalırdık nefes nefese;
Yetmezdi gün,
İkimize;
Çalardık uykudan,
Gülüp oynardık;
Bıkmadan.
Ah be çocuk,
Mehmet çocuk!
Neler ettin
Sen bana.
Hasretlerimi deştin.
Biliyorum,
Yok haberin,
Öyle de bir niyetin.
Bilir misin?
Benim de var
Bir Koç’um.
Büyüdü,
Delikanlı O
Şimdi.
Sen yaşlarda,
Kalbimin baş köşesindeki
Asılı duran son resmi.
Gülen yüz,
Cin gözler;
Görsen
Öyle masum ki.
Geçip karşısına,
Konuşuyorum her an;
Konuş, konuş bitmiyor sözler,
Birbirini görmüyor gözler.
Hasretiz biz,
Bize.
Acıların en hası,
En acısı,
Anası;
Hasret acısı.
Olamayınca yan yana,
Yanak yanağa;
Ha Dünya’nın öbür ucunda,
Ha yan odada.
Hasretiz biz,
Bize;
O uzakta,
Ben daha uzakta.
Çıkmıyor hiç aklımdan
Oturuyor,
Gönlümdeki tahtta.
Konuşuyoruz hiç durmadan,
Benden, ondan,
Yani
Bizden.
Kelimeler düğümleniyor bazen,
Göz göze geliyoruz,
İşte o zaman yutkunup,
Susuyoruz;
Olmasın diye,
 Havadan, sudan.
Dertleşiyoruz,
Hal, yol oluyoruz:
“Ah be baba!
Olmuyor uzakta,
Sensiz.”
Dedi.
Kelimeler yetmedi,
Kesildi nefesim;
Diyemedim yüzüne,
Baktım sadece
Kara kara gözlerine.
Kanım çekildi
Damarlarımdan.
Can havliyle konuştum,
İçimden:
Ah be babacığım!
Aslan Koç’um,
Ben ölüyorum
Sensiz.
Çığlıklar attım
Sessiz, sessiz;
Yer, gök yıkıldı,
Ben sallanırken hissiz.
Geçmek bilmiyor zaman,
Ve
Sen büyüyorsun bensiz.
Ben de ölüyorum yavaş yavaş
Sensiz.
“Yaşarken ölmek” diyorlar,
Bir derttir;
Gelip yapıştı yakama.
Ne halden anlar,
Ne de dinler bey, paşa.
Kurtulunmazmış
Kaptırdın mı
Yaka, paça.
Bakmıyor,
Yaşa, başa;
Geçmiyor ferman,
Çıkıyor arşa.
Eh be çocuk!
Mehmet çocuk!
Yeter bu kadar temaşa,
Ben gidiyorum artık;
Sen kal paşa paşa.
Koçum geldi,
Geçti oturdu;
Gönlümdeki tahtına;
Bak!
Bakıyor bana.
Yana yana;
Bakışıyoruz,
O bana,
Ben ona.
Birlikteyken bile birbirimize hasretiz,
Biz.
Konuşuruz sessiz sessiz.
O büyüyor,
Büyüdü;
Delikanlı oldu şimdi.
O bana hasret,
Ben ona hasret;
Birbirimize hasretiz biz,
Hasret..!
Hasret..!
Adı batasıca.
Adı Hasret,
Soyadı da Hasret.
Ne bet bırakıyor,
Ne de bereket.
Can tükeniyor,
Bitiyor umutlar;
Edilmiyor hareket.
Bulamamış anası-babası,
Takacak başka etiket.
Süslü de yazdırmışlar künyesini,
Belli ki, çok istemişler sevilmesini;
Var yok dememişler,
Uğraşıp eğitmişler kendisini.
Uzman olmuş,
Çok iyi yapıyor işini.
İplemiyor
Hiç kimseyi.
Burnu Kaf dağında,
Ne bizi görüyor,
Ne de başka kimseyi.
Adı batasıca!
Hasret.
Adı hasret,
Soyadı da Hasret;
Mert değil,
Katıksız namert.

05-03-2017-20:10
Halil GÖNÜL
"Bilgi Paylaşarak Çoğalır" diyorsanız,
 PAYLAŞIN Lütfen
Görsel: Pixabay.com

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.