Pazar, Temmuz 23, 2017

Çiçeği burnunda Mühendislik anılarım-Alerji ve İğne Korkusu

"Bal Arısı"

Arı Sokma Alerjisi ve İğne Korkusu

“İyi misin?” dedim, sesi zor çıkıyordu. “Alerjin var mıydı?” “Vaaar’” deyince kalktım hemen; masanın üzerinde duran kontak anahtarını kaptım ve koluna girip on metre ilerimizde cadde kenarında duran arabaya yetiştirdim, arka koltuğa uzattım ve kapıyı kapatıp arabayı çalıştırdım. Oldukça suretli bir şekilde hastaneye vardım. 

Tam da hastanenin acil servisine yaklaştık, adam kalktı oturdu arkada; “ben iyiyim” diyordu. 

Önce aynadan baktım daha sonra da durup arkaya dönüp baktım. Arabayı stop etmiştim o anda. Gerçekten adam biraz daha iyiydi, suratına renk gelmeye başlamıştı.


“Olmaz, mutlaka doktora görünmen lazım, alerji bu sonuçta.” Diyerek arabayı çalıştırdım tekrar. Önümüzde 20 metre ya var ya yoktu. “Olmaz, ben gitmek istemiyorum, iyiyim dön gidelim şefim” demeye başladı. Ben ısrar ediyorum o da ayak diremeye devam ediyordu.

“Neden?” dedim. Tanıdıklar görürse utanacağını söyledi. 

Güldüm dediği bahaneye ve “o zaman arkadan gireceğiz içeriye, kimse de görmez seni.” Diyerek arkaya dolandım, morg tarafından girecektik. Kapıya doğru yanaştım ve arabayı stop ettim, kontak anahtarını alarak indim arabadan; koltuğuna girerek içeriye götüreyim diye.              

 Daha ben arabanın önüne dolanmadan bizim adam indi arkadan ve tabanları yaladı olanca hızıyla. Rampadan yukarıya bir çıkışı var neredeyse kurşun atsan yetişmeyecek tarzdaydı.

Adam uçtu sanki ben kendime gelip toparlanıncaya ve ne olduğunu anlayıncaya kadar adam 200 metre kadar koşturmuş ve ana caddeye çıkmıştı. Çaresiz bindim arabaya ve yanına varıp bindirdim arabaya. Yanıma oturdu bu sefer.

“Hadi gel, kahveyi bitirelim” diyerek gülümsemeye çalışıyordu. “Kahveye dairede devam edelim” dediysem de ikna edemedim ve tekrar aynı masaya oturduk. Kahveler geldi, içerken anlatmaya başladı sebebini. 
"İğne korkusu"

Meğer iğneden çok korkuyormuş 40 yaşlarında 2 metreye yakın olan adam. Taşı sıksa suyunu çıkaracak adam iğneden korkuyor! Çok tuhaf geldi bir an. Hiçbir şey demeden gülümsedim sadece ve kahvelerimizi bitirdik, hesabı ödeyerek kalktık. Beni daireye bırakmıştı…

     Neyse! Benimle ilgili konuyu kapatmaya karar verdi müdür bey sonunda:
                Gurup müdürü başkana: “Başkanım sen balığı arabayla avlıyormuşsun, duyunca çok merak ettim, nasıl oluyor bu iş?”
                “Valla müdürüm, ben hiçbir şey yapmıyorum; arabayı çayın içine sokuyorum arka arka hem yıkıyorum güzelce hem de balık avlıyorum yeterince…

Bir gün arabayı yıkama işini bitirdim ve kurulamak için sudan çıkaracağım, geçtim koltuğa kontağa bastım ki ne göreyim dikiz aynasından!  Balıklar havada uçuyorlar.  Heyecanlandım, indim arabadan; bizim arabanın egzozundan balıklar fırlıyor. Sen misin fırlayan; ondan sonra arabayı biraz yan yanaştırıp balıklar egzoza dolunca basıyorum kontağa çayın kenarına fırlıyor balıklar istif istif. 😊

Öğle yemeği için dağılmaya başladı arkadaşlar. Ben tanıdık oldukları için ev sahibi konumunda hissettim ve yemeğe götürmek için bekledim kalkmalarını. Bir taraftan da işimle ilgileniyormuş gibi yapıyordum.  Onlarda sohbeti bitirdiler. Gurup müdürünü de alarak hep birlikte yemeğe çıktık dışarıya.
Yeri gurup müdürü belirleyecekti, elbette hesabı da yüklenici ödeyecekti; başkanla müdür anlaştılar. Bize de onlara uymak düştü. Vardığımız yer geniş bir yer ve bazı kısımları bahçede kısmen kapalıydı oturulacak yerlerin. Kapalı yeri de oldukça ferah ve geniş olmasına rağmen başkan ve müdür dışarıya yöneldiler.

“Bu soğukta dışarıda olur mu müdürüm?” dedi yüklenici. Başkan baktı bir an ve “olur olur, biz delikanlıyız daha; ihtiyar mı sandın bizi!” dedi müdür şakayla gülümseyerek. Yapacak bir şey yoktu Uyaroğlu soyadını almaktan başka.

Yüklenici bana bakmaya başladı oturunca. Yine bahçelik bir yerdi ve hava oldukça güzeldi. Masanın yanına elektrikli bir ısıtıcı daha çektiler. Ben anlamıştım durumunu; arı var mı diye çevreyi keşfetmeye çalışıyordu; gülümsedim birden…

                 Şimdilik hoşça ve mutluca kalın. Gelecek yazılarda görüşmek üzere.

Not: 4/4

3/4 gelsin..


                                                                                                              19-07-2017-1140

                                                                                                                                        Halil GÖNÜL

Görsel:Pixabay.com

6 yorum :

  1. korku için yaş cüsse fark etmiyor :) ufacık bir iğne adamı dimdik yapmış :D Bizimle paylaştığın için teşekkürler. Halil abi. Eninde sonunda iğne vurulacak hep sağlıklı kalmayacak alışsa iyi eder. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fakir Yazar,

      teşekkür ederim.
      Bence de! :)

      Sil
  2. nasıl ya balık mı film gibi vallaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. deeptone,

      balık avlamada yeni bir teknik(!) :)

      Sil
  3. Egzostan fırlayan balıklar. Çok hoştu Halil bey :) İlginç...
    İğneden korkan arkadaşınız da öyle ama bazıları hakikaten çok korkuyorlar. Teşekkür ederiz anılarınızı böyle güzel bir dille paylaştığınız için. Hayırlı pazarlar Halil bey :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim,
      Size de hayırlı pazarlar olsun Ece Hanım.
      Yazının başlığını "egzozdan fırlayan balıklar" koysaydım keşke, sonradan jetonum düştü. :)

      Sil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.