AKAN ZAMAN

Kişisel blog, akan zamandaki yaşam izlerinden derlenen özgün içerikler; hikaye, şiir, anı, gözlem, yorum, sitem, alınan dersler olarak yansır gün yüzüne.

Pazar, Ağustos 06, 2017

Pazar Gözlemim-20-Tarih’in Bize Anlattıkları-Tarihler ve Tarih Yazmalar

Tarihler ve Tarih Yazmalar
"Çanakkale-Eceabat"

                 Özellikle tarih sever bir blogger arkadaşın sayfasında Mert Özveren-https://tarihseverbiri.blogspot.com.tr/2017/08/ksaca-eski-mezopotamya-medeniyeti.html?m=1 yazısını okuyunca düşüncelerim daha da yoğunlaştı yazmak için. Böylece işte bu yazı çıkıyor ortaya.
                Tarihi, üniversite yıllarından sonra sevmeye başlayan biri olarak tarihe merakım daha da artarak devam etti.
                   Benim için tarih demek, yaşanan olayları görmek değil, o olayların arkasındaki nedenleri anlayıp görebilmek ve bu değerlendirmenin ışığında gelecekte aynı hataları yapmadan yola devam edebilmek anlamına geliyor.

                Tarih, akan zaman içindeki yolculukların ayak izlerinden başka bir şey değildir. Tıpkı fosiller gibi. Bize zamanlarının izlerini gösterir. “Bakın biz bunları, bunları yaptık” derler ve bu izlerden yola çıkarak da daha sonraki zamanlarda yaşayanlar bu izlerin sonuçlarını değerlendirerek iyi mi, kötü mü olduğunu anlayabilirler. Tarihin faydası yol gösterici olur böylece kendisinden sonraki zamanlara.

                Gelelim tarihin nasıl yazıldığına. Çoğu zaman tarih güçlüler tarafından yazılmıştır, gerçek yaşamdan farklı bir şekilde yalnızca güçlünün gücünü gösterebileceği ve gücünü pekiştirmesine yarayacak bir şekilde yazılmışlardır. Bu durumun çok örneği vardır.

                İçinde bulunduğumuz günlerde de böyle bir tarih yazılmaya çalışıyor ama bu asırda ve bu gelişmişlik çağında her şey bu kadar ulu ortayken böyle bir tarihi yazma kapasitesi olmayan insanların yapabileceği bir durum değildir bu durumlar.

"Suriye ve Savaş"

        Özellikle dünya, insani değerler açısından geriye doğru yol almaya başlamışken ön plana çıkan ekonomik kaygılar ve kişisel çıkar kavgalarına dönüşmüştür.

   Amerika dünya liderliğine soyunmuş, liderliğini kaybetmemek için alabildiğine hoyratlaşmış ve geçmiş yakın zamanlarda da yaşadığımız işgallerini yapmış; işgal ettiği ülkelerin yeraltı zenginlik kaynaklarını alabildiğine sömürmüş ve sömürmeye devam etmektedir. 

       İşgal ettiği ülkelere türlü yalanlarla, başka çıkarcı yandaşlar bularak, demokrasi havarisi kılığına bürünerek, cahil, zavallı insanların da desteğini alarak güya onları zavallılıklarından kurtaracak, anası, babası rolünde davranmış ve işgalini, sömürüsünü gerçekleştirmiş ve de aynı numaralarla başka yerleri de işgal etme hevesi her zaman devam etmektedir.

               Ortadoğu, Amerika ve yandaşlarınca kan gölüne döndürülmüş, her tarafta ateşler yakılmıştır ve yangın yeridir. Özellikle Arapların bulunduğu memleketler olması dikkatinizi çekiyor mu acaba? Neden Araplar bu kadar zavallı duruma düşüyorlar ve düşmüşlerdir?

               Cevabı gayet açık bence. Bu durumu zaten en iyi tespit edenler de işgalciler. Tarihi analizler açıkça göstermiyor mu? 

              Bir zamanlara kadar bilimsel üretkenliğin alabildiğine yoğun olduğu topraklarda artık bir dönemden sonra cehalet ve hurafeler insanların yaşamına girmiş ve işgal etmiş durumdadır.             İşte bu cehalet ve hurafelerin işgal altında tuttuğu ülkeler Arap ülkeleridir. 

          Kadınları, hayvandan daha değerli olmayan bir toplum -sürü- haline dönmüş ve maalesef o kadınların doğurup yetiştirdiği çocuklar da ülkelerini yönetmeye başlamışlardır. 

        Değersiz -kendini değersiz hisseden- bir insanın yetiştirdiği çocuk da değersizdir sonuçta, psikolojik olarak ezilmişlik ve yok olmuşluk vardır ruhunun ve bedeninin, beyninin derinliklerinde. 

       Bir gün bu ezilmişlikler törpülendiğinde birileri tarafından, birden ortaya çıkıverir ve ortaya çıktığında da farkında bile değildir başkalarının maşası olduğundan ve kendisini kendisinin yönetmediğinden, başkalarının yönettiğinden.
Ortadoğu

     Başkalarının yönettiği durumlarda da başarı yönetenin değil başkalarının olur elbette. 

   Amerika yalan, dolanla Irak'ı, Libya’yı, Mısır'ı şimdi de Suriye’yi, işgal etme hevesleri, oralarda yaşayan insanlara demokrasi ve özgürlüğü getirmesi vaadi ve oralardaki zavallıların da buna inanıp taraf olmasıyla, sancılarını yaşamaya başlamışlar ve yaşamaya da devam edeceklerdir.

                Gelelim Türkiye’ye:

                                                                                                             05-08-2017-1747

                                                                                                   Halil GÖNÜL

Not: 2/3

1/3 gelsin...

Görsel:Pixabay.com

16 yorum :

  1. Çok anlamlı ve bir o kadar da güzel bir yazı olmuş, kaleminize sağlık. Ayrıca benim bir yazımdan ilham aldığınız ve yazınızda benden bahsettiğiniz için de teşekkür ederim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mert Özveren,
      teşekkür ederim.
      Rica ederim.
      Evet, sizin yazınızı okumam beni tetikledi yazmak için. Tarih bilincinin önemli olduğunu düşünüyorum. Sizin yazılarınız bu nedenle önemli bir işlevi yerine getiriyor bence. Kolaylıklar ve başarılar dilerim. :)

      Sil
  2. Tarihi oldum olası severim ancak gerçek tarihi eklemeler yapılmamış çarpıtılmamış tarihi şuan gösterilen tarih helede gündemde anlatılan tarih saptırılmış doğru bilgiler değil kafasına göre tarihteki olayları gören bir devlet yapısı ve topluluk var ortada. E haliyle bunlara inanan bir kör halk. Az çok kitap okuyan biri tarihini bilir ve denilenlere kulak asmaz. Ben tarihi ansiklopedilerden okuyarak öğrendim hani şu büyük 12 ciltlik alfabetik ansiklopediler hemde 13-14 yaşında. Ansiklopedilerde anlatılanlar üniversite dengiydi ama okudum. O zamanlar anlamadıklarım ben büyüdükçe kafama yerleşmeye başladı ve anlaşılır hale geldi. Kütüphanelerdeki raflarındaki kitapların toz tuttuğu ve kütüphanelerin kapandığı bir ülke nasıl ileri gider?
    Söylenecek çok söz var ancak. Cahil bir topluluk için bütün yazılanlar boş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fakir Yazar,
      evet haklısın,bir zamanlar o ansiklopediler çok önemliydi ve önemli bir boşluğu dolduruyorlardı. Şanslıymışsın ki okumuşsun, çok kişi senin kadar şanslı değildi. Düşünsene bir kere, kişi başına düşen kitap sayısı, hatırladığım kadarıyla 1 idi Türkiye'de.
      Haklısın, söylenecek çok söz var! Kafalarını vura vura öğrenecekler çok şeyi. Zaten de öyle olmuyor mu? Deneme yanılma metodu, en iyi öğrenme aracı. :)

      Sil
  3. Tarihi bilinçli bir şekilde okumak ve öğrenmek lazım. Geleceğe dair ders çıkarabilmek için. Arap ülkelerinin durumu biraz da herkesin kendini düşünmesinden kaynaklanıyor bence. Ortak bir vatan düşüncesi, her insanın ayrı ayrı değerli olduğu ve birlikten kuvvet doğacağı bilincine sahip olmaları lazım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arif Öztürk,
      Haklısınız ve size tamamen katılıyorum. Araplarda durumun farklılığı da toplumun cahil bırakılarak yönetimdeki erkin gücünü koruyabilmesi için gerekli olmasından kaynaklı bence. Yazımı yayınladıktan sonra facebook'da bir yayına denk geldiğimde çok şaşırmıştım ilk anda: -Suudi Arabistan'daydı galiba- yaşlı bir kadın profesörün kadınlarla ilgili söylediği şeyler çok ilginçti. Aşağılıyordu alenen kendisi de kadın ve prof olduğu halde. Arapların durumunu ve Araplardaki kadının durumunu çok net açıklıyordu.
      Bence bilinçli bireylerin çoğalması ve toplumu yönlendirebilmesi seviyesine gelmeliyiz öncelikle. Kapitalizm felsefesinin etkilerini de göz ardı etmemek lazım. Tamamen belli bir kesimin başka kesim üzerindeki sömürü zihniyeti akan zaman içinde durumlarını koruyabilmek için yöntemler geliştirerek doğayı, insanları-özellikle kadınları, çocukları- sömürmeye devam ediyor. kendisine dokunmaya başladığı zaman da güya yasa vb değişikliklerle durumu kendi lehine çevirebiliyor. 1980 yıllarını hatırlıyorum da: Üçkağıtçılık, hırsızlık, talan artmaya başlayınca, bütün çekler neredeyse tepmeye başlamıştı; ekonominin önde gelenleri "Ahlak Yasası çıksın, Ahlak okulları açılmaya başlasın" önerileriyle ortaya çıkmışlardı. :)

      Sil
  4. Afrika'dan arkadaşlarım var, bu sömürgecilik olayları bazen sohbette açılıyor, anlattıkları zaman, hayatlarından gayet memnun olduklarını söylüyorlar. Kimisi Fransızca, kimisi Portekizce konuşuyor. Ülkenizde biri başa gelse tamamen özgürleşseniz, kendi sistemlerinizi kursanız dediğimde, bana zaten biz özgürüz, hiç bir ülkeye hesap vermiyoruz dediler. Hatta bu sömürüyor dediğimiz ülkeler, ülkelerinin adaletle ve demokrasiyle yönetilmesini sağlamış! Benim analizime göre, Afrika ülkelerinin çoğunda kültür ve din yozlaşmış. Gençleri hep Amerika hayranlığı besliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mustafa TÜRKÖZ,
      Haklısınız tespitinizde. Afrika kendinin farkında bile değil. Eğitim yok, iş yok, ne diyordu Afrikalı biri: "Batılılar ellerinde İncilleriyle geldiler, bize İncili verdiler, biz onlara her şeyimizi" gibi bir söz söylüyordu. Zaten işgal altında, sıkıysa biri de başını kaldırsın. Hak, hukuk, adalaet, iş, ekmek istesin. Biz o dönemleri işgal yıllarında yaşamışız. Çok eski sayılmaz daha 100 yıl öncesinde ve hala içimizde o günleri yaşayanlar var tek tük. İşte bizi Afrika'dan ayıran durum bu, az da olsa. :)
      İnsan kendini bilir, tanırsa boyunduruğa girmez ancak tanımayan ve çıkar amaçlı art niyetliler boyunduruğa girer bence. :)

      Sil
  5. Çok önemli konulara değinmişsiniz, ellerinize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Emre Bozkuş,
      Teşekkür ederim. Umarım zamanla çok şey değişir. :)

      Sil
  6. Önemli bir düşünürün güzel bir sözü var:
    "Yardım alan, emir de alır. "
    Şu an ki konjonktür zamanın da yardım hikayesiyle dolandırılan halkların çıkmazıdır...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bahce perim,
      katılıyorum, çok doğru bir söz. Elbet temelinde yine cehalet yatıyor. Aslında çok söylendi o zamanlarda da ama kimsenin kulağından girmedi bile. Saros ödenekli araştırmaları da duymuşsunuzdur elbette, daha ona benzemez ne burs ve araştırma ödenekleri: Bütün işbirlikçiler yemlendi durdu yıllarca. Araştırmacılar ne mi yapıyordu? Tabi ki, Saros'un emrettiğini.

      Sil
  7. tarih pek anlamam ilgimi çekmiyor, tarihe güvenmem de yani bir de. ama çanakkale müthiş bi yer. gördüğüm en etkileyici yerlerden. o anıtlar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. deeptone,
      benim de öyleydi önceleri. yazının başında belirttiğim gibi Üniversiteden sonra başladı. İyi ki de başlamış diyorum ben. Geçmiş ilgimi oldukça fazla çekmeye başladı, hele içinde bulunduğumuz zamanlarda.
      Bakın güvenmeme konusunda size katılıyorum, öyle her tarihçiden de tarih okunmaz yani. Okunduğunda içinden çıkılmaz olur çünkü.
      Hiç duydunuz mu, 1986 yıllarıydı, Malazgirt (Muş) ovasında hala kamalar, bıcaklar çıkar toprağı eşelediğin zaman. İçme suyu kazısında sarı liralar dökülmüştü ekskavatörün kovasının dişleri arasından ve uluslararası bir heyet değer biçememişti çıkanlara. yedi düveli etkileyen bir yer Çanakkale, öyle değil mi!

      Sil
  8. Tarihi okuyup öğrendiğimiz gibi bizler de tarih yaşıyoruz. Bu açıdan düşününce çok etkiler beni geçmişte yaşananlar. Ancak şüpheyle ve sorgulayarak okurum. Bugün tarih öğrenen bizler yarın tarih olacağız. Peki bugünler olduğu gibi aktarılacak mı gelecek nesillere? Buna dair de kuşkum var. Fakat kuşkulanmak yetmez. Bizler çabalamalıyız. Sosyal bilimlerin değer görmediği ülkemizde Tarih gibi önemli bir alanda çalışmalar yapmalıyız. Alanı tarih olmayanlara tarihi sevdirmeliyiz. Dün doğuya ''medeni'' gözüyle bakan batı, bugün doğudan kat kat ilerideyse doğu kültürünün bunda yadsınamaz bir payı vardır. O halde neden kaldığımız yerden ilerlemeye devam etmiyoruz? Onlar da bize sonradan yetişmemiş miydi? Tarih bunları hissettirir hep bana. Emeğinize sağlık çok beğendim yazınızı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senden Benden Bizden, teşekkür ederim.
      Size tamamen katılıyorum. 3/3 bölümünde Türkiye ile ilgili yazdım zaten. İçinde yaşadığımız zamanlar bir zaman sonra-bizden sonra- bizden geride gelenler için tarih olacak ve içinde yaşadığımız zamanları aktarmazsak gelecektekiler bilemeyecek. Biz içinde yaşarken zaten bulanık görünen zamanları da geçmiş bilgilerimiz ışığında değerlendirerek bulanıklıktan arındırmak zorunluluğu çıkıyor ortaya. Osmanlıyı, Arabı, bilmeyen ne Osmanlıcılığı ne de Arapçılığı anlayabilir. Şu an içinde yaşadığımız zamanlarda bilmemenin eseri ve kişisel menfaatler uğruna geçmiş katledilerek geriye dönüşler yeni bir tarih olarak yutturulmaya çalışılıyor diye düşünüyorum ve çok rahatsızım, endişeliyim. :)

      Sil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.