Perşembe, Ekim 12, 2017

Kaşık-23-Hüsnü Bey Neden Ağladı?

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”

"Anlatılamayanlar"

BÖLÜM-23

HÜSNÜ BEY AĞLAMIŞ

KAŞIK

Hüsnü bey ağlamış, belli oluyordu halinden her ne kadar belli etmek istemese de. Kızarmıştı gözleri.
İçi yanıyordu çok susamıştı ama içinin yanması başka şeylerdendi biliyordu bunu kendisi de dünürü de. Şu işe bak "ne oldum dememeli ne olacağım demeli" diye boşuna dememişler.
                Yeme, yedirmeye çalış, varını yoğunu, ömrünü önlerine koy. Evim ocağım, yuvam de, işte yuvan al başına çal Hüsnü. Keşke ölseydin de bu günlere gelmeseydin, gözlerin görmeseydi bu hallerini.
             Şu garibin haline bak kendi derdinin yanında bir de benimle uğraşıyor hiç gocunmadan. Böyle insana ne denir ki, melek midir nedir. Varı yoğu sırtındaki elbisesi bir de oğlu. Başka bir şeyi yok garibimin ama dayanıyor işte hiç de hayıflanmadan. Bugüne kadar hayıflandığını duymadım daha. Nasıl içerim elinden bunu, nasıl öderim hakkını, bugün var yarın yokum. Bizimkilerden baş edemem ödemeye kalksam da zaten.
                İtiraz etmeye kalktı içmemek için ama hiç dinlemedi dünürünü, Sultan. Hiç de yabancılık çekmiyordu. Düşkündü adam nesine yabancılık çekecekti adama yardımcı oluyordu ve dünürüydü sonuçta. Kaşığı yarım doldurdu ve ağzına yaklaştırdı yavaşça. “Tadını söylersin içince, baya da güzel görünüyor” dedi gülümseyerek sultan. Zorla ağzına alıp ağzının içini ıslattıktan sonra yutkundu Hüsnü Bey. “Elleriniz dert görmesin dünürüm, Allah razı olsun senden. Ne diyeyim! Çok lezzetliymiş, içim ferahladı daha ilk yudumda.” Dedi. Buruk bir gülümsemeyle. Yavaş aralıklarla içirdi Sultan, kâse bitinceye kadar.
                “Dünürüm ellerin dert görmesin, sen Veysel’e bak artık. Benim tamam oldu. Sağ ol. Selam söyle damada.” Dedi gülümsedi. “Tamam tepsiyi dışarıya bırakıvereyim, giderim. İhtiyacın olduğunda haber gönder, çekinme dünür. Dedim ya biz yabancı değiliz. Arada gelirim zaten, refakatçiyim ben. Ha ne olacak şunun şurası iki adım buraya da gelir giderim.  Gelmiş geçmiş olsun tekrar.”
                Veysel’in yanına döndüğünde, Veysel yemeğini yiyordu kendisi. Kendisi için de aldığı yemekler yan taraftaki dolabın üzerindeydi. “Afiyet şeker olsun oğul, yarasın. Kayın pederinin selamı var, geçmiş olsun dileklerini söyledi. Rahat içti.”  Kendi yemeğine doğru yanaşıp birkaç lokma aldı Veysel’e bakarak “ha şaka maka, senin kayın peder seni seviyormuş baya be, dilinden düşürmedi seni.” Dedi ve gülümsedi. Ortamın havasını yumuşatmak niyetiyle konuşmuştu. İşe yaradı da.
“Bilmez miyim anacım benim bilmez miyim? Şaka değil adam iyi birisi ama nereden çıktıysa…” 
“sus, sus, öyle söyleme. Kötü konuşma oğul, zaman erken daha.” Dedi parmağını kendi dudaklarına götürerek.
“Oğlum sen yüreğini serin tut, kul sıkıntıya düşmeyince Hızır yetişmezmiş derler bilirsin. Allah'a şükür neyimiz var bizim, sen maşallah elin kolun sağlam, işin gücün var, sevilip sayılıyorsun da. Daha ne istersin, her şey olur gider zamanla. Bir de bakarsın bunlar da gelip geçmiş olur bir gün gelir de. Yüreğini serin tut. Şimdi ağız tadıyla ye yemeğini bakayım. Yoksa kulağını çekerim” dedi parmağını sallayıp gülümseyerek.                                                                                 
                                                                                                   08-10-2017

                                                                                                   Halil GÖNÜL

Görsel: Google Görseller



2 yorum:

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.